(ANKARA) – TKP tarafından Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle yapılan duyuruda, “Ülkemiz için, işçi sınıfımız için, davamız için sonuna kadar Cumhuriyet talep ediyoruz ve biliyoruz ki, siz de bilin: Cumhuriyet yalnızca emekçilerin iktidarında yeniden mümkün olacaktır” denildi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumhuriyet’in ilan edilişinin 103. yılına özel bir açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada, Cumhuriyet’in halkın alın teri ile yaşayabildiği, haklarını elde edebildiği ve kendisi ile ailesi için mutlu bir yaşam kurabileceği şartlarla var olabileceği vurgulandı.
Duyuruda şu ifadeler yer aldı:
“Yaşadığımız hayat, holdinglerin bayramlarda yayınladığı parıltılı reklam filmlerine benzememekte. Bu reklamlarda bir grup zengin ve fırsatçı; halkımızın acıları üzerinden inşa ettikleri dünyaları gözden kaçırmak için büyük fedakarlıklarla oluşturulan Cumhuriyet’e boş yere övgüler diziyorlar. Gerçek şu ki onlar Cumhuriyet’i çaldılar.
“KAYBETTİĞİMİZ GÜVENLİĞİ CUMHURİYET’İ YENİDEN İNŞA EDEREK GERİ ALABİLİRİZ”
Yeniden Cumhuriyet diyenlerin öncelikle bu hırsızlarla mücadele etmesi gerektiği belirtildi. Yeniden kurulacak Cumhuriyet emekçilerin olmalı. Cumhuriyet; artık lokma hesabına başlayan işçi sınıfımızın, emeklilerimizin, öğrencilerimizin, çiftçilerimizin ve esnafımızın etrafında kenetlendiği, haramilerin saltanatı yerine halk iktidarının tesis edildiği bir siyasi programa dönüşmeli. Bu program, yurttaşlarımızın huzurunu ve refahını doğar doğmaz kesin olarak garanti altına almalıdır. Elden kaybettiğimiz güvenliğimizi ve yarınlarımızı ancak Cumhuriyet’i yeniden inşa ederek geri alabiliriz.
Büyük bir uyanış yaşamak ve gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. ‘Makul’ burjuvazi ya da ‘ehlileştirilmiş’ kapitalizm masalını tamamen reddetmeliyiz. Üzerinde yaşadığımız dünya; alın teri dökenler ve emekçiler için tamamen bir cehenneme dönüşüyor. Emperyalist Batı’dan destek umarak patron sınıfıyla köprüleri atmadan Cumhuriyet’in yıkımını durdurmak mümkün değildir.
AKP, iktidarı sırasında cumhuriyetçi direnişi bastırmak amacıyla çok sert darbeler vurdu; ne yazık ki bu saldırılardan sonuçlar da elde etti. Cumhuriyet değerlerinin gerçek kaynaklarına dayanan güçlü bir direnç oluşturulamadı. Cumhuriyetçiler, AKP’nin yarattığı yapay kutuplaşmalara sıkıştı ve çatışmayı onların belirlediği eksenlerde vermeyi kabullenmiş durumdalar.
“SINIF MÜCADELESİ BELİRLEYİCİ OLMUŞTUR”
Biz ise Cumhuriyeti savunmanın tek yolunun cumhuriyet kazanımlarının tasfiyesinden fayda sağlayan büyük sermaye ile hesaplaşmaktan geçtiğini geniş toplumsal kesimlere benimsetemedik ne yazık ki. Bu geriye gidiş yaşandı; çünkü kurulan bu direnç sınıfsal bir bakış açısından yoksundu. Karşı devrim ancak toplumsal alanda sınıf mücadelesinin içinde durdurulabilirdi. Cumhuriyet devrimini koruma görevi; sözde tarafsız olan kurumlara –örneğin orduya, yargıya veya bürokrasiye– teslim edilemezdi. Sınıf mücadelesi belirleyiciydi; bu basit gerçek göz ardı edildi.
Bugün de bu basit gerçeğin göz ardı edildiğini görüyoruz. İktidarın ve karşı devrimin sınıf niteliğinin görmezden gelindiği için çaresizlik içinde düzen siyasetinden medet uman cumhuriyetçi yurttaşlarımızın kaygılarını ve öfkelerini anlıyoruz. Ancak birbirimize doğruları söylemek zorundayız: Sermaye düzeninin sınırları içerisinde Türkiye’yi kurtarabilecek yeni kurucu bir irade veya AKP’ye gerçekten alternatif olabilecek bir siyasi çizgi mevcut değildir. Cumhuriyet, sermaye düzeni devam ettiği sürece yenilmeye mahkûmdur.
“YENİLGİNİN DURDURULMASI MÜMKÜNDÜR”
Oysa biz bu yenilgiyi durdurabiliriz. Geriye gidişi sona erdirebiliriz. Tüm toplumu kapsayan çürümeyi, gerici karanlığı ve yozlaşmayı durdurabiliriz. Hep birlikte halk için yeni bir cumhuriyet inşa edebiliriz. Emekçilerin sırtından geçinen ve halkın büyük çoğunluğu ile en küçük ortak duygusu kalmamış olan sermaye kesimini başımızdan defedebiliriz.
Bir ülke inşa ederiz; o ülkede yaşayanlar bütün olarak aynı mücadelenin parçası olur ve hep birlikte kurtuluşa ulaşırlar. Kardeşliğin mayası bu ortak kurtuluşta yeniden yoğrulur. Barış kalıcı şekilde tesis edilir.
Bizler ülkemiz için, işçi sınıfımız adına ve davamız adına sonuna dek Cumhuriyet istiyoruz ve biliyoruz ki siz de bilin: Cumhuriye sadece emekçilerin iktidarında yeniden mümkün olacaktır.
Bu 29 Ekim hepimizi biraz yalnız hissettirebilir ama cumhuriyetçi program etrafında her gün daha fazla enerji toplamaya devam ediyoruz. Birlik olup mücadeleye atıldığımızda cumhuriyetimizi, onun yegâne muhafızı olan emekçi halkımızın ellerinde yeniden şekillendirmeye başlayacağız. Bu kararlılıkla Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in kuruluşunun bütün kahramanlarına selam duruyoruz: Yoksul Anadolu köylüsüne, vatansever aydınlara ve subaylara ile bu kavganın lideri Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun!”